KALABALIK BİR ALFABEDE AŞK VE RED

                                                 ETKA EYYUBİ               Yalnızlığa bakıyordu gözleri, oysa o yalnızlık büyütüyordu içinde. İçindeki çıngıyı bağırıp sokaklara, uzanıp bekar elleriyle çamurdan gülüşler yapıyordu, hiç gülmeyen, hiç gülmeyecek olan. Geçmişi yorumluyordu kafasında, farkındaydı geçmiş epeyce geçmişti, bunu görmüştü ve kalabalığın içinden seçip çıkarmıştı.

Metzil"in söylediği;

Adım Metzil, ipsiz, 22 yaşında
Yüzüm esmer, ifadem dağlı, gözlerim kara
Yarın diye bir endişem yok
"Terkibimde yalnızlık var" N.G

Alfabesiz bir coğrafyanın ortasında bulmuştu kendini. Farkında değildi bunun ve buna benzer bir sürü şeyin: Kara gözlerinin, esmerliliğinin… Bilmiyordu, adına yaşam dediği gülüşleri vardı ve annesinin saçlarında berkittiği bir sürü çılgınlık. Öğrenecekti bir gün öğrenmesi gerekeni.

Metzil"in söylediği;
" O kadar çok şey öğrendim ki artık bir şey öğrenmek istemedim, sustum sonuna kadar. Susmalarım bir yerlere sığmadı, mızraklı bir şeyler olup peşime düştüler." N.G

Sormayı öğrendi, sonrasında öğrenmeyi öğrendi. Sorular arttı çetelesinde, buna delirmek dedi. Farkında olmadan delirmeyi öğrendi. Çocuklar çoğaltmaya başladı annesinin yüzünde, hepsi cebinde akrepler taşıyordu ayna niyetine. Ve azad ettiler akreplerini, annesinin yüzü akrep mezarlığına döndü. Beyninin kuytularında sanrılar.


Metzil"in söylediği;
" Nedenleri olmayan efektif korkularımız var, bir an için duramaz mıyız?" N.G

Oyuna yenik başlamıştı bir kere, yenilgiyle devam ediyordu. Yengiyi tasarlıyordu, yanına suskuyu katıp böyle düşünmeyi deniyordu. Akrepler mezardan çıkıp beynine doluşuyordu ve gırtlağında acı hissediyordu. Acıyı azık yapıyordu, kerhen savaşlar baş gösteriyordu içinde.
Gözlerinde karanfiller yeşersin diye göğe uzanıp dualar ediyordu, gözlerinde karanfiller yeşermiyordu, ağlıyordu, içerliyordu. Hiçbir vakit karanfiller yeşermedi gözlerinde ama; kar taneleri eşliğinde yağacaktı saçlarına, biliyordu…

Metzil"in söylediği;
"Çığlıkların vardı senin hatırla, sanki bu çığlıklar için bekledin bunca zaman, sanki bunca yol, seni kendi çığlıklarınla buluşturmak getirdi buralara, çığlık çığlığa tekrarlamak istiyorsun, hey boş ver bu hikayeyi, vazgeç koca adamsın artık, hey ağlıyor musun, hey ciddiye alma bunları devam et…" N.G



Tekmil dalgın yürüyüşler eşliğinde, yürürken avuçlarındaki gençliğe, kendisine benzeyen birini gördü. Onunda gözleri kara, yüreği esmerdi. İçindeki ırmağı konuştu onunla, içindeki kalabalığı anlattı, her gün gördüğü suratları, annesinin saçlarındaki yalnızlığı. O da gülüşlerini verdi Metzil"e. Adı Müntehirdi, yüreğinde sevdalar büyüten dostunun. Yıllarca aynı çıkından yediler azıklarını, çoğu zaman keder ve hüzün düştü paylarına, hayır ve şer Allah"tandır deyip kabullendiler. Bir gece Müntehir yitip gitti, gecenin en derininde. Bunu gördü Metzil, önce şer"e yordu sonra hayra. Keder ve hüzün bu sefer onun payına düşmüştü,kabullendi, günahlarıyla sevaplarını alıp yanına, geceye yürüdü çokça dalgın.
Metzil"in söylediği;
"Dost dediğin soru sormadan yanında olandır, ve her ne yaparsan yap yanında bulursun onu." İ.Ö

Metzil gezinirken gümrah bir deniz kenarında, birini gördü, kendisine benziyordu, dostu Müntehir gibi. Ama farklıydı, annesi gibi saçları vardı ve güzel bir yüzü. Şimdiye kadar hissetmediği bir şey hissetti yüreğinin ücrasında, doğduğu coğrafya alfabesizdi ama o an üç harf döküldü dilinden: AŞK. Yüreği yara doldu, sığmadı ruhu bedenine, diz çöktü ve itiraf etti utanarak, kekeleyerek. Kara gözlerini anlattı, esmerliğini, annesinin yüzündeki çocuk mezarlığını; ama o anlamadı.(o an bilmediği bir şey daha oldu) Ve üç harf daha döküldü dilinden: RED… Yorumladı bu kelimeyi gece soyunurken günden. Keder ve hüzün yine çıktı karşısına, içi acıdı, yüreğini çıkartıp yerinden taştan taşa çaldı, sustu içindeki ırmağı dilinde altı harflik bir alfabe.

Metzil"in söylediği;
" Peygamber aşkına eğil ve usulca kulağıma söyle, sen hiç sensiz bu sokaklarda sevinçle koşan bir erkek adam gördün mü?" N.G  

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !